Herkes Kötüyse, İyiler Nerede?
Cihazınızda Türkçe ses yüklü değil; okuma varsayılan sesle yapılır.
İnsanların birbirinden şikâyet ettiği bir çağda yaşıyoruz.
İnsanların birbirinden şikâyet ettiği bir çağda yaşıyoruz.
Kimi “İnsanlar artık çok kötü” diyor.
Kimi “Kimseye güven olmaz” diyor.
Kimi “Herkes kendi çıkarını düşünüyor” diye yakınıyor.
Herkesin anlatacak bir kötülük hikâyesi var.
Birisi ona haksızlık etmiş…
Bir başkası onu kandırmış…
Bir diğeri arkasından konuşmuş…
Bir başkası değerini bilmemiş…
Peki bütün bunları dinledikten sonra insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Herkes kötüyse, iyiler nerede?
Yoksa iyilik konusunda da herkes kendisini mi işaret ediyor?
Herkes kendi hikâyesinde haklı
İnsanoğlunun ilginç bir özelliği var.
Kendi yaptığı hatalara bir sebep bulabiliyor, ama başkasının yaptığı hataya kolayca “karaktersizlik” diyebiliyor.
Kendisi kırdığında “Ben de çok zor durumdaydım” diyor.
Başkasının kırdığında ise “Beni hiç düşünmedi” diye kızıyor.
Kendisi yanlış yaptığında bunun bir açıklaması var.
Ama başkası yanlış yaptığında bunun adı çoğu zaman “kötülük” oluyor.
İşte tam burada insanın kendisine sorması gereken soru ortaya çıkıyor:
Ben gerçekten iyi miyim, yoksa sadece kendimi iyi görüyor muyum?
Kötülükten şikâyet eden de hiç sorgulanmıyor mu?
Bir insan sürekli başkalarının kötülüğünden bahsedebilir.
Ama hiç kimse ona şu soruyu sormuyor:
“Peki sen başkalarına nasıl davranıyorsun?”
Belki bir insanın kalbini kırdık.
Belki bir arkadaşımızı yarı yolda bıraktık.
Belki bize güvenen birinin güvenini boşa çıkardık.
Belki birinin arkasından konuşurken, onun hakkında söylemeyeceğimiz şeyleri söyledik.
Belki de bir başkasını suçlarken, aynı davranışı kendimiz yaptık.
Fakat insanın kendi hatasını görmesi, başkasının hatasını görmek kadar kolay değildir.
Çünkü insan aynaya baktığında çoğu zaman yüzünü görür;
karakterini değil.
Bir başkasının kötüsü, başka birinin mağduru olabilir
Düşünün…
A kişisi, B kişisinden şikâyet ediyor.
“B bana çok kötülük yaptı” diyor.
Sonra B ile konuşuyorsunuz.
O da A'dan şikâyetçi.
“Ben ona ne yaptım ki? Asıl o bana haksızlık yaptı” diyor.
Sonra C çıkıyor.
C de A'dan şikâyetçi.
D ise B'den…
Herkes bir başkasını suçluyor.
Herkes kendisini mağdur görüyor.
Herkes kendi hikâyesinde haklı.
Peki ortada hiç suçlu yok mu?
Yoksa mesele biraz da şu mu:
Hepimiz zaman zaman hem mağdur, hem de bir başkasının mağduriyetinin sebebi olabiliyor muyuz?
İyilik, başkasının kötülüğüyle ölçülmez
Belki de en büyük yanılgımız bu.
“Ben ondan daha iyiyim.”
Neden?
Çünkü o yalan söyledi, sen söylemedin mi?
Çünkü o insanları kırdı, sen hiç kırmadın mı?
Çünkü o başkasının arkasından konuştu, sen hiç konuşmadın mı?
Çünkü o bencil davrandı, sen her zaman fedakâr mıydın?
İyilik, başkasının kötülüğüne bakarak ölçülemez.
Bir insanın kötü olması, bizi otomatik olarak iyi yapmaz.
Başkasının hatası, bizim doğruluğumuzun kanıtı değildir.
Belki de iyilik sessizdir
İyiler nerede?
Belki de sandığımızdan daha fazla.
Ama iyilik çoğu zaman kötülük kadar gürültülü değildir.
Kötülük anlatılır.
İyilik ise çoğu zaman sessizce yapılır.
Bir insanın kimse görmeden yaptığı yardım…
Bir başkasının hakkını koruması…
Kendisine haksızlık edildiğinde bile başkasına haksızlık etmemesi…
Kırıldığı halde kırmamaya çalışması…
Bunlar sosyal medyada paylaşılmayabilir.
Manşet olmayabilir.
Herkes tarafından bilinmeyebilir.
Ama belki gerçek iyilik tam da budur.
Kimsenin görmediği yerde de aynı insan olabilmek.
Peki biz hangi taraftayız?
Belki artık başkalarını sorgulamadan önce kendimize birkaç soru sormamız gerekiyor:
Ben kimi kırdım?
Kimin hakkına girdim?
Kime haksızlık ettim?
Kimin arkasından konuştum?
Kimin güvenini boşa çıkardım?
Ve en önemlisi:
Ben, kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yaptım mı?
Bu soruların cevapları kolay değil.
Çünkü insanın kendisiyle yüzleşmesi, başkalarını suçlamasından çok daha zordur.
Ama belki de gerçek değişim tam burada başlar.
Son söz
Hepimiz başkalarının kötülüğünden şikâyet ediyoruz.
Fakat belki de dünyayı değiştirecek olan şey, “İnsanlar neden böyle?” sorusundan önce:
“Ben nasıl bir insanım?”
sorusunu sorabilmek önemli bir şey
Çünkü herkes kendisini iyi, karşısındakini kötü görürse ortaya garip bir dünya çıkar.
Herkes haklıdır.
Herkes mağdurdur.
Herkes şikâyetçidir.
Ama kimse kendisine bakmaz.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla insanı suçlamak değil.
Biraz durmak…
Aynaya bakmak…
Ve kendimize dürüstçe sormak:
“Ben başkalarının şikâyet ettiği insanlardan biri olabilir miyim?”
Çünkü bazen kötülük, karşımızdaki insanda aradığımız bir şey değildir.
Bazen insan, aradığı cevabı kendi davranışlarında bulur.
Bu yazıyı nasıl buldunuz?
/ 5 · okur puanladı İlk puanı siz verin.
Okur yorumları
-
Onay bekliyor · sadece siz görüyorsunuz
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.